Çukurçayır Aile Sağlığı Merkezi

  ÇANAKKALE SAVAŞINDA DOKTORLARIN FEDAKARLIKLARI


   Çanakkale Savaşı’nın en zor geçtiği günlerdi. O günün modern silahlarlarla  donatılmış Dünya ordularının cephelerinden askerlerimizin

   üzerine yağmur gibi mermi yağıyordu.

   Sahra hastahaneleri cephenin hemen gerisinde kurulmuşlardı. Her dakika her saat yüzlerce binlerce yaralı askerlerimiz bu hastahanelere 

   getiriliyordu.

   6–22 Ağustos 1915 Tarihleri arasında 18 binden fazla  şehit verilmişti. Yaralıların sayısı  30-35  bini bulmuştu. Doktorlar, hemşireler,  
 

sıhhiyeciler günlerce hiç uyumadan
 görev yapıyordı. Önceliği yaraları az ve kurtulabilir Mehmetçiklerimize  veriyorlardı. Sadec yaraları sararak sağlık hizmeti vermeye çalışıyorlardı. Doktorlar masaya yatırılan

hastalara bakıyor, durumu ağır olanlardan ziyade, kurtarılabilecek olanlarla ilgileniyorlardı. Hasta taşıyıcılar masaya  tahminen 16–18 yaşlarında bir çocuk yatırdılar. Organlarından birkaçını kaybetmiş, vücudu

tahrip olmuştu. Her tarafı yaralıydı.

Genç Mehmetçiğin  yaralarına bakan Doktor Tarık Nusret;

 – Bu yaralıyı alın buradan, dedi.

Çünkü onun kurtarılma ihtimali yoktu. O şartlarda ona yapılabilecek  hiçbir şey yoktu.

İstanbul ve cıvarındaki  hastanelere de zaten yetişemezdi. Yaralı Mehmetçik gözlerini açarak fersiz  bir şekilde;

– Baba, baba benim. Ben Tahsin, dedi.

Söyledikleri  zar zor duyuluyordu.

Doktor Tarık Nusret, masada yatan ağır yaralı , ölüm döşeğindeki Mehmetçiğin  kendi oğlu olduğunu dehşetle gördü.

Doktor Tarık Nusret aylardır cephede olduğunda evinden hiç bir haber alamamıştı. Oğluyla aynı cephede savaştığını o anda öğreniyordu.

Doktor Tarık Nusret ölüm döşeğindeki oğluna bakarak;

 – Oğlum benim, sen de mi buradaydın? Sarıldı oğluna, yanaklarından öptü. Hıçkıra hıçkıra ağladı.

Çaresiz kalan Doktor Tarık Nusret; oğluna, son bir defa ümitsizce baktı.  Sırada bekleyen yaralıların sayısı hızla artıyordu.  Kaybedilecek zaman yoktu. Sıhhiye olarak cephede bulunan Mehmetçiklerden birini

çağırarak  emir verdi:

 – Oğlumu alın da, şu ağacın gölgesine yatırın!

Sayıları hızla artan yaralı diğer Mehmetçiklere yetişmeye çalışıyordu.

Sıhhiyeler ağır yaralı Doktor Tarık Nusret'in ölüm döşeğindeki oğlunu alarak bir gölgeye yatırmak üzere götürdüler.

Doktor Tarık Nusret sürekli sayıları artan yaralı askerlerimizle ilgilenmeye devam etti. 2-3  saat sonra işleri birazcık hafiflemişti.

Doktor Tarık Nusret’in. Ağacın gölgesinde yatmakta olan oğluna doğru yaklaşıp baktı: Çoktan ölmüştü.

 – Oğlum, kınalı kuzum benim, Şehidim! Diyecek oldu, diyemedi. Sözler boğazında düğümlenmişti. Aniden gözleri doldu. Yanaklarında gözyaşları caresizce süzüldü.




Dr.Aydın AKAYDIN
Çukurçayır Aile Sağlığı Merkezi